Gaziantep Günlüğü

Geçen seneki Hatay gezimiz gibi önceden planlanmış bir gezi değildi belki Gaziantep’e gidişim/gidişimiz. Gene de sizinle paylaşmadan da edemedim. 
Bundan 16 sene önce ilk kez uçağa bindiğimde gitmiştim Gaziantep’e. Gerçi o zaman “Yeşil Öncü” kapsamında Adıyaman’a gitmek için Gaziantep havaalanına inmiştik ve şehri göremeden yola koyulmuştuk. O yüzden sayılmaz, bir sonraki gidişimde iş içindi, onu da pas geçiyorum. Uzun zamandır istiyordum gezmek ama özellikle gurme tatlar için. Kısmet 2014’ün sonlarında gitmekmiş.

Okumaya devam et

Reklamlar

Zeytinyağlı Biber Dolması (Siyez Bulgurlu)

zeytinyaglidolma_sunum

Geçtiğimiz bahar sağlığımla ilgili -özellikle insülin direnci- kaygılar artınca harekete geçmeye karar verdim. Uzun süredir konuşulan/ tartışılan Canan Karatay’ın kitabını okudum (gerçi okunacak çok kitap var, sırayla tabii). Karar verip uygulamaya geçtim. Tatlı ile aram çok yoktur zaten, o konuda çok sıkıntı çekmedim ama karbonhidrat için aynı şeyi söyleyemem. Protein ağırlıklı beslenme hakim artık hayatımda; karbonhidratlar ve yağların ise sadece sağlık olanlarını dahil ediyorum. Pirinç, patates, ekmek, makarnayı hayatımdan çıkarmaya başladım (tamam arada kendime izin veriyorum, kaçamak yapıyorum ama genel olarak buna uyuyorum). Protein dışında ne yiyorsun dersen de bulgur, buğday, karabuğday ve kinoa listemdekilerin bir kısmı. 

Ben küçükken, bizimkiler köyden ‘Karakılçık Bulguru’ (kırmızı buğdaydan üretim yapılıyormuş) alırdı (hatta değirmende öğütülürdü falan). Ancak veriminin düşük olduğundan, tarımla uğraşanlar için kazançlı olmadığından  bahsedilirdi, hatırladığım. İstanbul’a gelince de ilk defa paketli bulgur almak durumunda kaldım (sarı renkli bulgura hala alışamadım). Eski tatları aramaya başlamıştım, farklı web sitelerinde görüp ‘Siyez Bulguru’ hakkında bilgi edinmiştim. Ancak İstanbul’da aradığım hiçbir yerde bulamamıştım.

Okumaya devam et

Ev Yapımı Kolay Pizza

EvdePizza_sunum

Birazdan sizinle paylaşacağım pizza, bildiklerinizin biraz dışında. Evde hazırlanabilecek, hem kolay, hem de hızlı bir tarif. Özellikle zamanla yarışan bir çok anne için iyi bir alternatif. Zaten bu tarifi benle tanıştıran da yoğun bir anne olan kuzenim Aslı (Blogger itirafı: üst malzemesinin hazırlığına yardım ve blog’ta tarifi paylaşmak dışında fazla da bir katkım olmadı).

Bir ara kuzen buluşmalarını ‘pizza günü’ ilan etmiştik. Fırından aldığımız hazır ekmek hamuruyla evde pizza yapıyorduk. Gerçi pizza buluşmanın vesilesiydi. Yeğen Ali başta olmak üzere, hep beraber kaşar rendeler; mantar, salam vs doğrar; hazırlık yapardık. Çok eğlenirdik eğlenmesine ama sonuçların her zaman aynı kalitede olduğunu söyleyemem.

Geçenlerde kuzenim Aslı, internette tam buğday unuyla yapılmış tarif ararken bulduğu poğaça tarifini, pizza hamuru olarak kullanmış (tarifin orjinali  Berna hanıma ait, detaylar için tık tık). Pizzayı yaparken, kendine göre ufak-tefek değişiklikler yapmış, bence güzel de olmuş. İlk denemelerin fotoğraflarını görünce atladım tabi, bunu bloga yazmak gerek diye:)

Neyse tam buğday unuyla yapılmış ürünlere sevginiz/ ilginiz nasıldır bilmiyorum ama denemek için iyi bir başlangıç olabilir. Gelelim tarife:
Okumaya devam et

Kışa Hazırlık- Ev Yapımı Domates Konservesi

DomatesKonserveSunum 

Geç gelen yazın ardından günler hızla geçip gitti, sonbahar kapıya dayandı bile. Mevsiminde yediğimiz sebzelere de veda zamanı şimdi.
Geçtiğimiz kış ne pişirsem acaba diye kara kara düşünürken sonbaharda hazırladığım dondurulmuş sebzeler buzluktan göz kırptılar bana 🙂 (hatırlamak için kışlık barbunya hazırlığı tık tık). Böyle olunca da hazırlığı arttırma kararı almıştım zaten.
“Konuştuğumuz gibi yapıyoruz dimi kış için konserveleri” diye  Özlem arayınca hazırlık sezonu başladı bizim için. Böylece Blog içinde zamanında ekleyeceğim tarif olmuş oldu (konserveleri zamanında hazırladık da benim yazıyı tamamlamam biraz zaman aldı)
 
Bu tarifi verirken yıllardır pek çoğunuzun kendi yöntemiyle yaptığı birşeyi anlatmak yada ahkam kesmek değil niyetim. Sadece bu işi yapmaya niyetlenen ama benim gibi senelerce cesaret edemeyenleri biraz olsun gaza getirmek isteğindeyim. Her ailenin (annenin diyelim) farklı bir hazırlık yöntemi, alışkanlığı var, orası malum. Küçüklüğümde bizim evde hazırlıkların nasıl olduğunu hafızam da çok yer edinmiş değil (sadece anneannem için konserve hazırlıklarına salisilik asit aradığımızı hatırlıyorum). Üstelik benimkiler bunu anlatamayacak kadar uzağımda olduğundan bu sefer Özlem’in yöntemiyle hazırlamış olduk.

Menemen

Menemen_Sunum
“Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem
Ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı” demiştir ya Cemal Süreya, sizi bilemem ama benim için kesinlikle doğrudur 🙂
Çocukluğumda bizim evde akşamları da kahvaltı yapılırdı. Evde yemek pişmemesinden değil üstelik, tamamiyle kahvaltıya olan düşkünlüğümüzden. Bizimkiler sağ olsun, her daim farklı bir şeyler yaparlardı kahvaltı için: Çökelek ve/veya bol yeşillikli patates salatası, peynirli kanepe, nar gibi kızarmış yumurtalı ekmek, farklı tipte peynirler- zeytinler (biber salçalı yeşil zeytin hep favorim olmuştur) masaya özenle yerleştirilirdi. Başrol oyuncuları sıkma ve börek varsa tadından yenmezdi. Mutlaka ama mutlaka çay demlenirdi. Abim rafadan hüpletirdi yumurtayı da benim aram iyi olmadığından (ve babam bana kıyamadığından) genelde omlet ya da menemen gelirdi sofraya. Benim için üniversiteye kadar en çok da pazar sabahlarının keyfiydi ekmek/ börek kokusuyla uyanmak.
Ancak yıllar içinde özellikle yoğun iş hayatının tam da göbeğinde uyku daha ağır geldi ve hafta içi sabahlarını çoğunlukla geçiştirdim. Hafta sonlarında ise küçüklüğümdeki gibi farklı yiyecekler hazırlasam bile istediğim gibi hafif sulu, ekmek banılası menemen pişirmeyi beceremedim. Bol domates kullanmam gerektiğini bildiğim halde gene de sürekli kuruyan menemen yapıp durdum. 
Yemek blogu yazan biri olarak son zamanda bunu kendime yakıştıramadım, konuyla ilgili biraz araştırma yaptım. Okuduğum bazı kaynaklarda benim sevdiğim gibi yapmanın ipuçlarını öğrendim. Yaptığım uygulamalar istediğim sonucu verince de sizinle de paylaşmak istedim.

Soğuk Ayran Aşı

AyranAsi_Sunum
Bu sene haziran yağmurlu giderken bir anda bastırıverdi sıcaklar, hem de ne sıcak, İstanbul’da Mersin günlerini aramıyorum valla. Sıcak günlerde soğuk çorba olsun dedim, aklıma ilk gelen de çoğumuzun olduğu gibi bilinen ismiyle “ayran aşı” oldu. 

Çocukluğumda Mersin’de özellikle Arap kökenli hemşehrilerimizden öğrenilen çorbadır “sıraysır”. Bulgurla yapılır, kavurucu sıcaklara iyi gelir. Buğday ile yapılanı ise “tebli” olarak bilinir (dip not: buğday da denmez gerçi, onun ismi “dövme”dir).
Tam da ramazan arifesindeyken, hazırlaması kolay, yemesi zevkli çorbanın tarifine geçelim: 
Okumaya devam et

Balkanlar’dan Kısa Notlar-I (Kosova ve Karadağ)

Uzunca bir süredir, yeni yerler görme fırsatım olamadı belki ama baktım ki yaz kapıda (hatta ben yazıyı bitirene kadar çoktan sandaletlere geçtik bile). Bundan sebep iki yılı aşkın bir süredir farklı ülkelerine gittiğim Balkan topraklarını, aldığım notları sizinle paylaşmak isteğindeyim. Özellikle o bölgelere gitmek isteyenlere ufak bir yardım etmesini isterim, henüz gitmeyi düşünmeyenler için ise gitme isteğini doğurursam ne mutlu bana.

Balkanlar’dan ne kastedildiğine gelince Türk Dil Kurumu (TDK)’nu kaynak alarak Hırvatistan, Sırbistan, Karadağ, Kosova, Slovenya, Arnavutluk, Makedonya, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan ve Trakya’yı içine alan bölge tanımlaması yapmak mümkün.

Dağılan Yugoslavya’dan sonraki yeni ülkelerin vize istememesi (gerçi Hırvatistan Temmuz 2013 tarihinden bu yana vize zorunluluğu getirdi), yakınlığı, göçmen olarak gelen pek çok ailenin köklerinin yaşadığı yerleri görme isteği gibi farklı sebeplerden dolayı bölgeyi ziyaret eden Türk turist sayısı gün geçtikçe artıyor. 

Yunanistan ve Hırvatistan dışındaki ülkeleri ziyaret edecekler için yanlarında taşıyacakları Türkçe gezi kitapları yok, önceden söylemekte fayda var. Bir tura bağlı olmadan bağımsız olarak gidecekseniz ve benim gibi gitmeden önce/gezerken yanınızda yazılı kaynak istiyorsanız (ve de İngilizce biliyorsanız) Lonely Planet’in hazırladığı İngilizce basılmış olan serileri ideal oluyor. İnternet üzerinden de sipariş vermek, hatta bölgesel olanları bölüm bölüm satın almak mümkün. Bu şekilde isterseniz çıktı alıp yanınızda taşıyabilir, isterseniz akıllı telefon ya da tabletinize yüklerek her yere götürebilirsiniz (dosya pdf olarak geliyor ve 5 kere indirme hakkınız var). İlk olarak Belgrad (Sırbistan)’a gideceğim zaman kullanmaya başladım Lonely Planet’i, çok da faydalı oldu. 

Gelelim benim notlarıma:

Okumaya devam et