Kabak Çintmesi

KabakCintmesi_sunum
Soğuk geçen kara kışın ardından, bir anda geliveren sıcak bahar günleriyle kendimize geldik. yazın gelecek olduğunu hatırlayınca sofralarımızı da kıyafetler gibi hafifletmeye başlıyor. ve ben her bahar olduğu gibi, mideme oturmayan; tazelik hissi veren bir şeyler yemenin derdindeyim.
Zeytinyağlı sebze yemekleri iyi gider diye düşünüp, senelerce annemin vede anneannemin pişirdiği kabak çintmesi neden olmasın diye düşünüp kolları sıvadım.
Blog’a konu olunca elimdeki kaynakları taradım, kaçırdığım bir şey kalmasın diye. Fatma Çıkla’nın “Çukurova Yemekleri” kitabında ve internetteki çeşitli web siteleri/bloglarda yapılmış olanları buldum. Fakat bir kısmında salça kullanılmıştı ya da tariflerde domates kullanılmamıştı. Durum böyle olunca bizim evde piştiği haliyle size anlatmamın en doğrusu olduğuna karar verdim (araştırmalardan çıkardığım not: Yemeğin adı gerçekten de “çintme” ve Antalya-Adana- Mersin gibi güney illerinde pişiriliyor).
Renk cümbüşü olmasını sevdiğimden koyu renk kabak kullanmayı tercih ediyorum. kabaklı- peynirli börek ‘te kullandığım gibi yayla kabağı kullanmak istemiştim. Ancak alışveriş yaparken istediğim kalitede bulamayınca uzun girit kabakları ile idare ettim.
Malzemeler az ve öz; ortaya çıkan yemek hem güzel, hem hafif (yazan olarak biraz yanlı davranabilirim tabi:)). İşte tam da bu yüzden pişirmeniz ve kararı sizin vermenizde fayda var.
Reklamlar

Yöresel Tatlar- Batırık (Mersin Mutfağı)

Batirik_sunum
Üniversite sınavını kazanıp İstanbul’a geldiğim dönemde bizim oraların (Mersin ve çevresinin yani) yemeklerini özlemek dayanılmaz bir hal almıştı. Midesine düşkün biri olarak da bulmaya çalışmak giderek rutindi artık. Haberi gelen her yeni “tantuni dükkanı”nı denemekten kendimi alamıyordum. O dönemde yurtta kaldığım için eve yapılabilecekleri deneme fırsatım da yoktu haliyle. Ben de (özellikle Taşkışla’daki sınıf arkadaşlarıma) canımın çektiklerini anlatarak onları bir anlamda bezdiriyordum. Hemen her yemeği anlatıyor, hiç olmadı mümkün olanları da Mersin’e gittikçe getiriyordum (az cezerye, kerebiç taşınmadı memleketten). Ancak bir türlü “batırık”ı anlatamıyor, “kısırın sulusu gibi bir şey ama daha farklı, daha ötesi” demekten öteye geçemiyordum (kendime önemli not: Blog’u yazmaya ilk başladığımda hemen bizim oraların lezzet duraklarına dair ön bilgiler vermiştim, bu gidişle yemeklerin devamını getirmem gerekecek).
 
Yeni yılın başında, oradaki işleri de tamamlayabilmek için Mersin’e gitme ve oradaki eş-dostu görme fırsatı buldum. Hele bir de özlediğim yemekleri yeme şansım oldu ki tadından yenmedi yani. E fırsat bu fırsat, aldım fotoğraf makinesini elime, Türkan Abla mutfağa gidince düştüm peşine. Böylece senelerdir anlatmaya çalıştığım “batırık”ın yapışını sizinle paylaşabiliyorum.
Kısır tarifinden hatırlayacağınız üzere aslında bu tip yemeklerin tarifi için ölçü vermek çok da kolay değil, büyüklerden öğrenildiği haliyle, göz kararı olarak hazırlanıyor yiyecekler. Kolaylık olsun diye kişi sayısı- bulgur miktarına göreceli miktarları öğrendiğim kadarıyla sizinle paylaştım (bu arada önemli not: aşağıdaki fotoğrafları bulunan batırık, 10-12 kişilikti, gözünüz yanılmasın).