Viyana Usulü Patates Salatası

ViyanaUsuluPatatesSalatasi_sunum3

Türkiye’deki bütün yöresel tatlar bitti mi de Viyana’ya geçtik sorusunu duyar gibiyim Mutfak Terapisi’nin sevgili takipçileri. Bu tarif, daha çok, ‘siz istediniz, ben yazdım’ durumu. Orta Avlu’dan bir ekip olarak geçtiğimiz mart ayında kısa bir tatil için Viyana’ya gitmiştik. Oradayken ve döndükten sonra özellikle Instagram’dan yaptığım paylaşımlar sonrasında patates salatasının tarifiyle ilgili sorular geldi. Bu sorulara cevap olması adına en sonunda beklediğiniz o tarifle karşınızdayım 🙂

Tarif sevgili arkadaşım Dilek’ten…O ve ailesi Viyana’ya pek çok kez gittiler, deneyimleri bizden fazla. Güzel yemek ve püf noktaları konusunda araştırmacıdır Dilek, öğrendiklerini paylaşmayı da sever. Viyana’da salatayla ilgili güzel bilgiler öğrenmiş, Mutfak Terapisi için de bildiklerini paylaştı. Kendisine kocaman bir teşekkür 🙂

Benim için patates salatası çocukluğumun kahvaltı sofralarının vazgeçilmezlerinden biriydi. Annemin elinden çıkmış, bol yeşillikli, sumaklı-ekşili bir tat damağımda kalan. Viyana usulü patates salatası ise, daha çok schnitzel (şinitzel)’in yanında verilen bir yan yemek. Haliyle birazdan okuyacağınız tarif, özellikle sosunun katkısıyla, benim damağımda kalan patates salatasından daha farklı. Blogger notu: başka sefere Dilek’le Tavuk Schnitzel yapacağız, merak etmeyin 😉

Hazırsak başlayalım…

Okumaya devam et

Reklamlar

Yöresel Tatlar- Övelemeç/ Ovalamaç (Mersin Mutfağı)

IMG_7545
Geçenlerde Mersin’den ortaokul arkadaşlarım Selin ve İrem‘le buluştum. Buluşma sebebimiz farklı olsa da (yakında çıkacak kokusu, merak etmeyin 😉 ) sohbet-muhabbet-kahkahalar derken üç blogger olarak mutfağa girmemiz kaçınılmaz oldu. E üç Mersinli bir araya gelmiş, illaki bizim oralardan yemekler olacak sofrada. Öyle de oldu tabii (Sosyal medyadaki arkadaşlarımız bunu pek de sakin karşılamasa da bizim için güzeldi). O sırada farkettim ki ben bir yöresel tat’ın tarifini sizinle henüz paylaşmamışım, hemen telafi ediyorum. 
Mersin Mutfağı’na ait yöresel tatları (kısır, batırık) bilenler artık Türkan ablayı tanıyor 🙂 geçtiğimiz dönemlerde bir kahvaltı masasında yeme fırsatı bulduğum bu yeni tarif, gene onun lezzetli ellerinden geliyor: Övelemeç.
 
Bizim oralarda özellikle köylerde yenilen övelemeçe, ‘ovalamaç’ ya da ‘ommaç’ da denir. İnternette gezinirken farkettim ki ‘kuru sıkma’ veya ‘pisi köftesi’ de diyenler var.

Okumaya devam et

Yöresel Tatlar- Hamsili Pilav (Karadeniz Mutfağı)

HamsiliPilav_sunum
Daha önce paylaşmış olduğum Karadeniz mutfağının sevilen örneklerinden “muhlama (hatırlamak için tıklayınız)”yı bizimle tanıştıran sevgili arkadaşım Özlemlere davet edilmiştik, geçtiğimiz günlerde. Bu buluşmanın bizim farklı tatları denememiz olduğu kadar, benim blog için (yani sizlerin okuması/uygulaması için) olduğunu söylemeye gerek yok sanırım. Hal böyleyken, başrol olan hamsili pilavın hazırlanması sırasında fotoğraf makinemle mutfaktaki yerimi almıştım. Menü tabii ki sadece pilavdan ibaret değildi; etli karalahana sarması, fasulye turşusu kavurması, soğanlı köy böreği gibi diğer leziz örnekler çoktan masaya koyulmuştu bile (Özlem ve sevgili annesi Gülsüm Teyze onları farklı zamanlarda hazırladığından henüz sizinle paylaşamıyorum, ama eylemlerim devam edecek merak etmeyin:)). Lafı fazla uzatmadan hemen detaylara geçiyorum.
Okumaya devam et

Kabak Çintmesi

KabakCintmesi_sunum
Soğuk geçen kara kışın ardından, bir anda geliveren sıcak bahar günleriyle kendimize geldik. yazın gelecek olduğunu hatırlayınca sofralarımızı da kıyafetler gibi hafifletmeye başlıyor. ve ben her bahar olduğu gibi, mideme oturmayan; tazelik hissi veren bir şeyler yemenin derdindeyim.
Zeytinyağlı sebze yemekleri iyi gider diye düşünüp, senelerce annemin vede anneannemin pişirdiği kabak çintmesi neden olmasın diye düşünüp kolları sıvadım.
Blog’a konu olunca elimdeki kaynakları taradım, kaçırdığım bir şey kalmasın diye. Fatma Çıkla’nın “Çukurova Yemekleri” kitabında ve internetteki çeşitli web siteleri/bloglarda yapılmış olanları buldum. Fakat bir kısmında salça kullanılmıştı ya da tariflerde domates kullanılmamıştı. Durum böyle olunca bizim evde piştiği haliyle size anlatmamın en doğrusu olduğuna karar verdim (araştırmalardan çıkardığım not: Yemeğin adı gerçekten de “çintme” ve Antalya-Adana- Mersin gibi güney illerinde pişiriliyor).
Renk cümbüşü olmasını sevdiğimden koyu renk kabak kullanmayı tercih ediyorum. kabaklı- peynirli börek ‘te kullandığım gibi yayla kabağı kullanmak istemiştim. Ancak alışveriş yaparken istediğim kalitede bulamayınca uzun girit kabakları ile idare ettim.
Malzemeler az ve öz; ortaya çıkan yemek hem güzel, hem hafif (yazan olarak biraz yanlı davranabilirim tabi:)). İşte tam da bu yüzden pişirmeniz ve kararı sizin vermenizde fayda var.

Yöresel Tatlar- Batırık (Mersin Mutfağı)

Batirik_sunum
Üniversite sınavını kazanıp İstanbul’a geldiğim dönemde bizim oraların (Mersin ve çevresinin yani) yemeklerini özlemek dayanılmaz bir hal almıştı. Midesine düşkün biri olarak da bulmaya çalışmak giderek rutindi artık. Haberi gelen her yeni “tantuni dükkanı”nı denemekten kendimi alamıyordum. O dönemde yurtta kaldığım için eve yapılabilecekleri deneme fırsatım da yoktu haliyle. Ben de (özellikle Taşkışla’daki sınıf arkadaşlarıma) canımın çektiklerini anlatarak onları bir anlamda bezdiriyordum. Hemen her yemeği anlatıyor, hiç olmadı mümkün olanları da Mersin’e gittikçe getiriyordum (az cezerye, kerebiç taşınmadı memleketten). Ancak bir türlü “batırık”ı anlatamıyor, “kısırın sulusu gibi bir şey ama daha farklı, daha ötesi” demekten öteye geçemiyordum (kendime önemli not: Blog’u yazmaya ilk başladığımda hemen bizim oraların lezzet duraklarına dair ön bilgiler vermiştim, bu gidişle yemeklerin devamını getirmem gerekecek).
 
Yeni yılın başında, oradaki işleri de tamamlayabilmek için Mersin’e gitme ve oradaki eş-dostu görme fırsatı buldum. Hele bir de özlediğim yemekleri yeme şansım oldu ki tadından yenmedi yani. E fırsat bu fırsat, aldım fotoğraf makinesini elime, Türkan Abla mutfağa gidince düştüm peşine. Böylece senelerdir anlatmaya çalıştığım “batırık”ın yapışını sizinle paylaşabiliyorum.
Kısır tarifinden hatırlayacağınız üzere aslında bu tip yemeklerin tarifi için ölçü vermek çok da kolay değil, büyüklerden öğrenildiği haliyle, göz kararı olarak hazırlanıyor yiyecekler. Kolaylık olsun diye kişi sayısı- bulgur miktarına göreceli miktarları öğrendiğim kadarıyla sizinle paylaştım (bu arada önemli not: aşağıdaki fotoğrafları bulunan batırık, 10-12 kişilikti, gözünüz yanılmasın).

Yöresel Tatlar- Muhlama/ Kuymak (Karadeniz Mutfağı)

Muhlama_sunum

Aradan geçen yaz, denenen yemekler ve yarıda bırakılan bir grup gezi yazısından sonra tekrardan Blog’a bir şeyler ekleyebilmek için bir türlü konsantre olamamıştım. Gün geçtikçe de durum daha da zor olmaya başlamıştı. Tam da bu sırada Özlem’in “annem bizde, en kısa zamanda bekliyoruz” demesi yerinde oldu.

Hatırlayacağınız üzere, farklı yörelerden, yeni tatlar öğrenmek ve bunu size aktarmak, kendimce yemek mirasını aktarmak adına girişimlerim vardı. Gerçi Çukurovalı baba, Egeli annenin kızı olarak zeytinyağlılar, hamur ve bulgur işleri arasında büyümüş olan biri olarak Karadeniz Mutfağını çok da bildiğimi ya da öğrenmeye can attığımı söyleyemem. Ancak her yöreden tadı bilmek istiyordum, üstelik Gülsüm Teyze de çağırıyordu, bundan daha iyi fırsatta olmazdı. Cuma- trafik- yağmur ve daha çok trafiğe aldırmadan topladım eşyalarımı verilen davete icabet ettim, bence çok da iyi ettim 😉

Seneler öncesinde rahmetli Trabzonlu eniştem için halam pişirdiğinde ilk defa yemiştim “muhlama”yı. Çok uzun süredir de yeniden yeme fırsatı bulamamıştım, Blog’a yazmak için bundan daha iyi bir seçim de olmazdı.

Aslında az olan ama çok öz malzemeler gerektiriyormuş bunu da öğrenmiş oldum. Daha fazla uzatmadan başlayalım yemeği anlatmaya…

Okumaya devam et