#hercocugabirkoli Yardım Kampanyası

Blog’umu okuyan sevgili okuyucu, evet yanlış görmüyorsun. Önünde açık olan sayfada bu sefer ne bir yemek tarifi, ne de bir gezme-tozma-mama yazısı var. Bu sefer Gaziantep Günlüğü’nde kendime aldığım nota istinaden Blog’ta yazmadığım bambaşka bir konuyla ilgili yazacağım. Gaziantep yazısında bahsi geçen #hercocugabirkoli dediğimiz oluşum nedir,  bugüne kadar neler yapılmıştır diyerek iki kelam edeceğim. Dünya gaz ve toz bulutuydu kadar eskiye dayanmayacak tabii ki yazacaklarım ancak her sene yinelediğimiz oluşumun nasıl başladığını da anlatamadan da edemedim.

Blog’u takip edenler az çok bilir, bizim üniversite yıllarından başlayan bugünlere gelen çok güzel bir arkadaş grubumuz var. Okuduğumuz fakülte binası Taşkışla’ya ithafen kendimize “Orta Avlu” deriz. İşte o ekipten Ufuk, 2012 yılının bir sonbahar günü hepimize bir mail attı; çok önemli bir konuyu konuşmak istiyordu. Aldı bizi bir merak, zaman-mekan kararlaştırıldı, toplandık.
“Arkadaşlar birazdan anlatacaklarımla ilgili çok açık fikrinizi öğrenmek isterim” diye söze başladı Ufuk. 
“Hepimizin kurulu bir düzeni var. iyi kötü yetişip bu hayatta bir yerlere geldik. Kendimiz dışında birşeyler yapsak ya…” şaşkınlık ve merak içinde anlatacaklarını dinlemeye devam ettik. “Aslında kuzenim Aytaç’la konuşunca bu fikirler ortaya çıkmaya başladı. Biliyorsunuz kendisi geçen sene Şırnak’ın Irak sınırına yakın bir köyünde öğretmenlik yapıyordu. Bu sene tayini çıktı, Şanlurfa merkeze bağlı bir köye geçti. Ancak yeni okulundaki şartlar, özellikle öğrencilerin durumları daha da kötüymüş. Bu durum beni oldukça şaşırttı, bir o kadar da üzdü. Kuzene kardeşimle bağlantıya geçme fikrini verdim, böylece kardeşimin çalıştığı tekstil firmasından çocuklar için giyecek bulacağını düşünüyordum. Ancak iletişim sorunları baş gösterince kolları sıvadım. Bir taraftan kardeşim ve çevresindekilerle ne yapacağımızı konuştuk. Bütün konuşmaların ardından -her ne kadar fikir benden de çıkmış olsa da- tek başıma yapabileceğim bir şey değil. Bunu beraber tamamlamak için ilk aklıma gelen siz oldunuz” dedi ve konunun detaylarına geçti.
İlk olarak öğretmen Aytaç, tekstil mühendisi Okan’a yardıma ihtiyaçları olduğuna dair bir e-mail göndermiş. Söz konusu e-mail, piyasada yayıldıkça ve yardım etme istekleri biriktikçe Aytaç organizasyonu yapmakta zorlanmıştı. Hal böyle olunca, fikri ortaya atan Ufuk, benzer yardım organizasyonu yapmış olan tanıdıklarına ulaşmıştı. Böylece organizasyonun şemasını ana hatlarıyla ortaya çıkarmıştı. İşin düşünsel kısmı vardı ama tüm organizasyonun aşamaları ve izleyeceğimiz yolun detaylarına ortaklaşa karar vermek gerekiyordu.
“Her Çocuğa Bir Koli” yardımının hedefi ‘her öğrencinin adına özel olan, onları baştan aşağıya giydirecek malzemeler olan kutu/koliler hazırmak’ olarak netleştirdik. Söz konusu koliler, yardım yapılacak okuldaki – gelir durumları gözetilmeksizin- bütün öğrenciler için, her öğrencinin fiziki özelliklerine (yaş, beden, ayakkabı numarası vs.) göre yeni malzemelerden oluşacaktı. İhtiyacı olan öğrencilere mali olarak yardım etmenin ötesinde, yardım edenler olarak hazırlıktan teslime kadar olan bütün aşamaları ile ilgilenip, emeğimizi ortaya koyma fırsatını bulacaktık. Sonunda da çocukların mutluluğuna ortak olacaktır. 

Ufuk’un konuşması bittiğinde masada bir 10 saniye kadar sessizlik oldu, aval aval birbirimize baktık. Olur mu, olursa nasıl olur, yapabilir miyiz ki ve buna benzer sorular geçti sanırım hepimizin içinden. Sonrasında ise gözlerde bir ışık/parıltı belirmeye başladı. Sanırsınız ki, çoktan yardıma hazırmışız da, uzunca bir süredir Ufuk’un bunu bize söylemesini beklemişiz.
Tahmin edeceğiniz üzere hep beraber katılmıştık Ufuk’un bu güzel fikrine. Sorular art ardına geldi:
– Hangi okula yardım yapacaktık?
– Yardım için neler yapmamız gerekiyordu?
– Nereden başlayacaktık ?
falanlar filanlar…
Çoğu zaman bu tip konuşmalar bir gazla başlar, gerisi de gelmez ya, bizim için hiç de öyle olmadı. Hemen aksiyona geçildi.
İlk etapta ihtiyacın olduğuna dair bir yazı geldi Aytaç’tan. Taşımalı eğitim (birden fazla köyün ortasındaki bir yere inşa edilen okulun öğrencileri çevre köylerde oturuyor ve okula servislerle geliyor) yapan Sarnıç İlkokulu ile beraber Şanlıurfa merkezdeki Özel Eğitim Uygulama Okulu (ilk ve ortaokul)’una da yardım edilmesine karar verildi. 
 
Yardımın hazırlığı için:
– Önce her iki okuldan da kayıtlı olan bütün öğrencilerin isimleri, yaşları, bedenleri  ve ayakkabı numaraları öğrenildi.
– Tanıdık tekstilcilere haber verildi.
– Ufuk durumu özetler bir mail hazırladı; Orta Avlu’lular ve diğer arkadaşları da kendi çevrelerine bu maille yardımı duyurdular.
– Bu yardıma ve bize güvenen kurumsal firmalar başta olmak üzere yavaş yavaş yardımlar birikmeye başladı.
 
Bir tekstil firmasının sahibi “mont ve ayakkabıları düşünmeyin, biz gönderiyoruz” dedi. Geri kalan malzemeler için, gönüllüler dilediklerince eksik tamamlamaya çalıştı. Bir arkadaş grubu bütün eldiven-bere-atkı’ları satın aldı, başka birlieri ana sınıfının perde ve halısını halletti. Tanıdıklar tanıdıklara haber verdikçe başka isimlere ulaşıldı. Paylaşılan e-maillerden biri sayesinde, uluslararası mobilya ve ev dekorasyonu firmasından (aynı zamanda oyuncak da satıyorlar) bir yetkili bize ulaştı. Böylelikle, her iki okul için de oyuncaklar tamamlandı.
Temin edilen bütün yardımlar, o dönem Okan’ın çalıştığı fabrikanın deposunda toplandı. Orta Avlu’dan bir ekip ve diğer yardım gönüllüleri bu depoda bir tam gün toplanan malzemeyi kolilemeye girişti. 


Önce bütün öğrencilerin isimleri, sınıfları ve diğer bilgileri, etiketlere basıldı ve her bir koliye birer tane yapıştırıldı. Sonra kolinin içine beden ve cinsiyetlerine göre mont, kazak, pantolon, bere-atkı-eldiven, s-shirt ve t-shirt de koyuldu. Ayakkabı numaralarına göre bot eklendi.
Sonuç olarak Sarnıç İlkokulu’ndaki 218 öğrenci ve Özel Eğitim Uygulama Okulu’ndaki 103 öğrencinin her biri adına hazırlanmış kolileri hazırlandı. Bunlara ek olarak, ana sınıfı için halı, perde paketlendi. Gelen oyuncak kutuları ve kitap rafları yerleştirildi. Ayrıca kütüphanede kullanılmak üzere bir fotokopi makinası, yedek kartuşları ve yeterli miktar kağıt stoku ile okulun bir yıllık temizlik malzeme ihtiyaçları dahil geri kalan herşey bir tıra yüklendi ve tır yola çıktı. Aynı günün akşamında ise programları uygun olanlar Şanlıurfa’ya uçtular. Sevgili Blogger’ınız bendeniz ise, o sırada Mersin’de olduğumdan otobüsle Şanlıurfa’ya giden ekibe dahil oldum. 
Geceyi Öğretmen Evi’nde geçirip Cuma sabahı erkenden şehir merkezinde olan Özel Eğitim Uygulama Okulu’na doğru yola çıktık. Yolda kahvaltı için simit-poğaça-meyve suyu aldık (iyi ki almışız, böylece kahvaltı yapamadan gelen çocuklarla hep beraber kahvaltı etmiş olduk). Okula gittiğimizde öğrenciler daha yeni geliyorlardı, heyecanla çevremizi sarıp, ne olduğunu anlamaya çalıştılar.
 
Tır üzerinden bütün koliler okul bahçesine boşaltıldı. Sarnıç’a gidecekler küçük bir kamyona yüklendi. Kolilerin tasnifi sırasında farkedildi ki, listelerde eksiklik yapılmış. Bazı öğrenciler (durumları göreceli daha iyi diye) bize gönderilen listelere eklenmemiş. Hemen bir ekip oluşturuldu, bu ekip çarşıya gidip eksik öğrencilerin kolilerini tamamladı. Sonuç olarak, Özel Eğitim Uygulama Okulu’nda 118 öğrencinin kolileri eksiksiz olarak hazırdı.
Koliler, öğrenciler derse girince sınıfların önlerine çıkartıldı. Toplam 9 kişi gitmiştik, sınıfları bölüştük ve 1-2 kişi olarak sınıfın önündeki kolileri içeri aldık, isim isim okuyarak öğrenci kardeşlerimize dağıtımı yaptık. Sonra montları ve botları giymelerine yardımcı olduk. Onlarla yaptığımız muhabbetin ucu bucağı, orada olmamızın yarattığı etkiyi anlatmanın hesabı yok tabii (yazarken bile bir garip oluyorum).
HerCocugaBirKoli_SanliurfaEngellilerOkulu2
Tenefüs zili çaldığında hep beraber top oynadık 🙂 Beden eğitimi öğretmeniyle sohbet ettiğimizde ise, bizden hiç umutlu olmadıklarını o yüzden de hiç gelemecekmişiz gibi davrandıklarını söyledi. Böyle söylemelerine sebep olan daha önce yaşadıklarını da anlatınca hak verdik kendisine.

Öğle yemeğinin ardından, hızlıca toparlanıp, cuma törenine çıkmadan öğrencileri yakalayabilmek için Sarnıç Köyüne yola çıktık. Okul çıkışına kadar, gene sınıf sınıf kolileri tasnifleyip, dağıtımı tamamladık.

HerCocugaBirKoli_SanliurfaSarnicIlkokulu_kutular

Hazırlık aşaması da önemli ama yardımın bizim için en içe dokunan kısmı, çocuklarla buluştuğumuzda yaşandı.
 
HerCocugaBirKoli_Sanliurfa_SarnicIlkokulu_siniftan
Çoğu ürkek bakışlarla bizi uzaktan izlerken, kimi cesaretini toplayarak yanımıza gelip, sorular sordu. Onlara yardım için geldiğimizi anladıklarında ağızları kulaklarında konuştular hep. Orada olanların hafızalarında hiç unutulmayacak anılar oluştu.

HerCocugaBirKoliSanliurfaSarnicIlkokulu_bahcede
Sarnıç’ta Türkçe bilmeyen ana sınıfı öğrencisi kızın önce bizi iğneci sanıp dakikalarca ağlaması; bütün anlatmalarımıza, kutuyu boşaltıp göstermemize rağmen bizi anlamaması; amcaoğlunun Arapça olarak kutudakilerin ona ait olduğunu anlatma çabaları; bu çabaların sonunda gülen gözlerle bize giydiği yeni montunu göstermesini ve teşekkür etmesini ömrüm boyunca unutmayacağım.
Öğrenciler evlerine gittikten sonra, beton zeminli ana sınıfına halısını serip, perdesini taktık. Getirdiğimiz rafları kurup, oyuncakları yerleştirdik. Pazartesi geldiklerinde sıcak bir ortam için bütün hazırlıklar tamamlanmış oldu. 
HerCocugaBirKoli_SanliurfaSarnicIlkokulu_ekip
Şanlıurfa’da yapıtğımız yardımından sonra aldığımız keyif ve öğretilerle bir sonraki sene Bitlis Güroymak’taki çocuklara ulaştık (toplam 273 çocuk). 2014 Aralık’ında ise Adıyaman Kahta’daki dört farklı okuldaki (üç köy ve bir taşımalı bölge okulu) toplam 323 çocuğa yardımımızı götürme fırsatımız oldu (Adıyaman Kahta için yardım hazırlıkları ve teslim sırasında çektiğimiz fotoğraflarımızı için görmek için tık tık).
 
Bu sene ise pek yakında Rize Çayeli yollarında olacağız, çalışmalarımız son hız devam ediyor. Malum kış kapıda…
 
Evet belki ihtiyacı olan bütün öğrencilere yetişecek gücümüz yok, evet belki bu yardımı daha farklı yapacak çok kişi var. Ama yaptığımız bu yardımla, bir çocuğa bile ulaşabiliyorsak, ona unutulmadığını hatırlatabiliyorsak bu bizim için çok ama çok önemli.
 
Bizler gibi, sizler de denize bir deniz yıldızı da atmak isterseniz, biz yardım gönüllülerine katılabilirsiniz, kapımız herkese açık. Biz herhangi bir vakıf, dernek ya da kuruma bağlı olmadan, tamamen amatör yürekler ile yola çıktık. Umarız sizlerin de katkıları ile bu yıl 4.sü gerçekleşecek bu organizasyon ve sonraki senelerde daha niceleri aynı heyecan ile devam eder.
Blogger güncellemesi: Yazıda bahsettiğim Rize Çayeli’ndeki üç okula Aralık 2015’te yaptığımız yardımların fotoğraflarına buradan ulaşabilirsiniz. 
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s