Gaziantep Günlüğü

Geçen seneki Hatay gezimiz gibi önceden planlanmış bir gezi değildi belki Gaziantep’e gidişim/gidişimiz. Gene de sizinle paylaşmadan da edemedim. 
Bundan 16 sene önce ilk kez uçağa bindiğimde gitmiştim Gaziantep’e. Gerçi o zaman “Yeşil Öncü” kapsamında Adıyaman’a gitmek için Gaziantep havaalanına inmiştik ve şehri göremeden yola koyulmuştuk. O yüzden sayılmaz, bir sonraki gidişimde iş içindi, onu da pas geçiyorum. Uzun zamandır istiyordum gezmek ama özellikle gurme tatlar için. Kısmet 2014’ün sonlarında gitmekmiş.

Aralık ayının ikinci haftası, #hercocugabirkoli kapsamında önce Adıyaman- Kahta İlçe’sinin köylerini dolaştıktan sonra geçtik Gaziantep’e (kendime not: fazla zaman kaybetmeden #hercocugabirkoli’nin ne olduğunu daha detaylı yazman gerek).
Bütün gün köylerde topladığımız yardımları çocuklara ulaştırdıktan sonra akşam yemeği için Adıyaman’da yaşayan arkadaşımız Mehmet Ulum’un evine gittik. Bilirsiniz Anadolu’da adettendir, gelen misafir yemek yemeden gönderilmez, Mehmetlerin evinde de muhteşem bir sofra hazırlanmıştı İstanbul’dan gelen bizler için. 
Gaziantep_Adiyaman_sofra

Hazırlanan yer sofrasında bir kuş sütü eksikti desem yeridir. Sofranın başrol oyuncusu ise Mehmet’in abisi tarafından yoğurulan “çiğ köfte” idi.

Miktarları tam olarak veremiycem ama genel hatlarıyla yazayım:

Gaziantep_AdiyamanCigKoftebulgur
soğan
sarımsak
salça
et- çiğ köftelik
isot
karışık baharat (içinde 21 çeşit baharat varmış. içinde tarçın, yenibahar, karanfil, karabiber, kimyon vs var. sanırım malatya köftelerinde olana benzer)
ve buz (buzu gördüğümde çok şaşırdığımı belirtmem gerek).
Özellikle isottan olsa gerek, rengi koyu afiyetle yediğimiz çiğ köftenin.

Sohbet muhabbet, binbir çeşit ikram derken yola çıktık. Geceyarısıydı Gaziantep’e geldiğimizde. Bir önceki günün yorgunluğundan dolayı sabah geç uyandık. Gaziantep’te yapılacaklarla ilgili elimde bir liste vardı ama derinlemesine de çalışamamıştım: Baklava yenecekti, diğer tatlıların tadına bakılacaktı, ete doyulacaktı ama daha ötesi yoktu.

Neyse akışına bırakmaya karar verdik (blogger notu: yazının bundan sonraki bölümünde paylaşacağım yemek fotoğraflarından dolayı acıkma ya da aşermeniz halinde mesuliyet kabul etmediğimi şimdiden belirteyim 😉 ).

Kahvaltı sonrası ‘Başkanımız’ Ufuk ve onun bir arkadaşı hakemlik görevleri dolayısıyla bizden ayrıldılar. Biz de gezinin geri kalanına yedi büyük, bir bebek ile devam ettik 🙂

Gaziantep_Zeugma04

Neyse ortak kararla önce Zeugma Mozaik Müzesi’ne gitmeye karar verdik. Karşıyaka’da, eski Tekel Binasının yerine yapılmış modern bir binaydı eserler. 

Hatay’daki arkeoloji müzesinde gezerken, Zeugma’yı görmek gerektiğini düşünmüştüm. Müze’yi gezince kesinlikle görülmesi gerek, hatta niye bu kadar geç kaldım diye de kendi kendime hayıflandım. 
Gaziantep_Zeugma Muzesi_genel2

Önden ufak bir bilgilendirme yapayım izninizle: Zeugma, Nizip İlçesi, Belkıs Köyü yakınlarında bulunan MÖ 300 civarında Büyük İskender’in generallerinden I.Selevkos Nikator tarafından kurulmuş antik şehirdir. Fırat Nehrinin en sığ kısmında olan Şehir, Roma İmparatorluğu’na geçtikten sonra köprü anlamına gelen “Zeugma” olarak biliniyor. 

 

 

 

Gaziantep_Zeugma Muzesi_genel

Dionisos ve Ariadne’nin düğün sahneli taban mozağinin, kaçakçılar tarafından ortaya çıkarılmış. Meydana gelen anlaşmazlık sonucunda ise durum anlaşılmış ve kazılara başlanmıştır. Bilecik Barajı yapımı sırasında sular altında kalacağı ve kaçakçıların yeniden kazılara başlayacağı durumu ortaya çıkınca kazılara hız verilmiş. Kazılar ilerledikçe beklenilenden daha büyük bir alan olduğu anlaşılmıştır. 

gaziantep_zeugmamuzesi_genel2

Işıklandırma, ortamın enerjisi ne derseniz deyin, ben etkilendim müzeden. Dünya’daki önemli müzeleri gezme fırsatım olamadı henüz ama Berlin’deki Bergama Müzesi’nden de bu kadar etkilenmiştim. Mozaiklerdeki renk geçişleri, tasvirler gerçekten görülmeye değer. Tarih bilginiz çok olmasa bile bundan 1800 yıl önce yapılmış eserlere hayran kalmamak elde değil. 
Gaziantep_Zeugma02
Okeanos ve Tetis Mozaiği
Gaziantep_Zeugma05
Dionysos; Okeanos Villası’ndan tavan mozaiği
Gaziantep_Zeugma Muzesi_cingenekiz
Zeugma Müzesi’nin en bilinen mozaiği, hatta akla gelen figürü: Çingene Kız
 
Müze’de geçirdiğimiz zamandan sonra şehrin merkezine gitmeye karar verdik (yedi kişilik taksi bulmamız ise büyük avantaj oldu). Gaziantep Kalesi’nin bulunduğu alanda indik taksiden, kah alışveriş yaparak, kah fotoğraf çekerek ilerlemeye başladık. Yürüdüğümüz yol bizi İmam Çağdaş’ın önüne kadar götürdü. Zaten yemek için oraya gitme kararımız vardı, ancak yemek yemeden biraz daha dolaşmak istedik. 
Gaziantep_BakircilarCarsisi_sokakZincirli Bedesten’in önünden geçerek, Bakırcılar Çarşı’sına girdik. Aslında sekiz sokaktan oluşan bir alana kurulu. 2006 yılında Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlemesi/ sağlıklaştırılması yapılmış, sokakların üzeri kapatılmış. Bu durum, her türlü hava koşulunda rahatça gezilmesine imkan veriyor. Özellikle sıcak havalarda rahat olacağını düşünüyorum. Sadece güneşin battığı, ışığın azaldığı saatlerde fotoğraf çekenler için bir miktar zorluk oluyor.
 
Gaziantep_BakircilarCarsisi2
Yürürken, fonda bakır dövme sesi geliyor, daha sokağa girmeden anlıyorsunuz doğru yerde olduğunuzu.

Gaziantep_BakircilarCarsisi1Kendimizi bir anda bakır cennetinde bulduk: Boy boy cezveler, Türk Kahvesi takımları, tava-tencere-sosluklar. Bakır renginde olanlar, rengi gümüş olanlar; üzeri işlenmiş olanlar, sadece dövülüp bırakılmış olanlar… 
Sokaklar boyunca bakırların arasında sedef kakma eşyalar, aliminyum mutfak araç-gereçleri, tekstil satan dükkanlar da vardı. 
 
Kendimi fotoğraf çekmeye kaptırmışken, İpek’ten gelen telefonla kendime geldim. Ekipten acıkanlar ve yorulanlar İmam Çağdaş’a geçmiş; o da bir dükkan bulduğunu ve  baharat alışverişine başladığını haber veriyordu. 
Gaziantep_ZincirliBedestenZincirli Bedesten- Ceren Baharat’taydı İpek, sahibi Uğur Bey ile koyu bir sohbete
dalmıştı bile ben gittiğimde.
Gaziantep_ZincirliBedesten_Detay
Çeşit çeşit salçaların tadına bakıp, baharatları inceleyip doldurduk torbalarımızı. Bedesten, Vakıf malı olduğu için haftanın yedi günü açıkmış, öğrenmiş olduk. 

Sonrasında ise çok güzel bir yemek bekliyordu bizi. Müze gezip, fotoğraf çekip, haketmiştik yemeği 😉

Gaziantep_ImamCagdas1

Gaziantep_ImamCagdas2Önden gidenler, gerekli incelemeyi yapınca biz de hazıra konup verdik siparişlerimizi. İlk olarak bakır taslarda ayran eşliğinde incecik açılmış lahmacun geldi (blogger notu: soğan yerine sarımsakla yapılmıştı lahmacun).

Devamında ise her şeyin tadına bakabilmek için, “Little, little, right in the middle” diyerek birer porsiyon ortaya sipariş verdik. Patlıcanlı kebap, Ali Nazik, soğan kebabı (mevsiminde gelmiştik), kuşbaşı et masamızdaki yerlerini aldılar. Bizimkiler et konusunda hassastır; yediklerimizin çoğunun kokmadığını söyleyip onayı verdiler.

Gaziantep_ImamCagdas3
Çoğumuz için, yediğimiz yemekten daha çok, yemek sonrasında yenilecek tatlılar önemliydi. Çok geciktirmeden, farklı tatlılardan az miktarlarda istedik. Çay ve koyu muhabbet eşliğinde de afiyetle yedik 🙂
Gaziantep_ImamCagdas_Baklava1

Gaziantep ünü bütün dünyaya yayılan Türkiye’nin önemli tatlarını barındıran bir yöre. Sadece gastronomi turu için bile Gaziantep’e gelen -özellikle Türk- turist sayısı oldukça fazla. Bu sebeple bazı mekanlar oldukça turistik. İmam Çağdaş da bunlardan biri, üstelik Türkiye’nin pek çok yerinden sipariş de alıyorlar. Biz tatlıları incelerken bile şehir dışından kaç kilo baklava siparişi geldi, şaşırdık kaldık.

Gaziantep_ImamCagdas_Baklava2

Et yemekleri güzeldi; muhteşem demek biraz iddialı olur belki ama İstanbul’daki pek çok yere göre bile çok iyi olduğunu söyleyebilirim (blogger notu: yazının devamında anlayacaksınız böyle yazmamın sebebini).

Gaziantep_ImamCagdas_Baklava3

Tatlı konusunda da uzman sayılmam ama baklavalar çok güzeldi. Şerbetli tatlı olmalarına rağmen hafif olduklarını söylemem gerek. Normalde yediğimizden daha fazla miktarlarda yiyebildik.

Yemek sonrası, cumartesi akşam uçağıyla dönecekleri uğurladık. Dört kişi devam edecektik bundan sonrasına. Her ne kadar güneş batmış, hava kararmaya yüz tutsa da vakit erken, karnımız toktu. 


Hal böyle olunca, Bakırcılar Çarşı’sında alışverişe ve fotoğraf çekmeye devam ettik. 



Benim niyetim baharatlaGaziantep_AlmaciCarsisiBaharatr için bir de Almacı Çarşısı’na gitmekti. Zaten Bakırcılar’ın sonundaydı Almacı, yürümekle zaman kaybetmeden, farklı dükkanlardan biraz daha baharat aldık. Ne kadar baharat falan da alsak, eksik kaldı sanırım (gerçi hali hazırda aldıklarımla bile evde baharatçı açabilirim ya neyse:)). Alışveriş sırasında da esnaflarla da sohbet etme şansımız oldu.  

Bu kadar alışveriş ve fotoğraftan sonra, kahve içmenin vakit gelmişti. Bir yerlerde okuduğumuz ve gidelim dediğimiz Tahmis Kahvecisi’nin yerini haritada ararken kafayı bir kaldırdık ki, kahverengi tabela zaten bize yol gösteriyordu 😉

Tabelasında 1633’ten beri yazan bir yere girince, ne yalan söyleyeyim, insan bir garip oluyor. Yüksek tavanlı, taş duvarlı kahve bir anlamıyla huzur da veriyor insana. Ortada gürül gürül yanan soba da cabası. Üst katı “aileye mahsustur” yazsa da biz girişte yer bulunca ilişiverdik. Haftasonu olması sebebiyle, canlı müzik yapan bir grup (grup dediysem caz topluluğu düşünmeyin hemen) vardı. Tam da konuşurken bir anda başlayıverdiler. E “Antep’in Hamamları”nı dinlemeden ayrılmak olmazdı sanırım.

Gaziantep_TahmisKahve1Kahve’nin de kendi markasıyla üretip sattığı Menengiç Kahvesi ile başladık (blogger notu: Menengiç, çitlenbik/ bıttım olarak da bilinen, fıstık familyasından, kendiliğinden yetişen bir tür. Yabani fıstık diyenler de var. Menengiç Kahvesi ise Menengiç ağacındaki meyvelerin kurulup kavrulmasından elde ediliyor. Şifası çok, çoğunlukla sütle Türk Kahvesi gibi pişirilerek yapılıyor.).

Menengiç’ten sonra Türk Kahvesi geldi 🙂 o kadar yemek-tatlı yeyince soda limon kaçınılmaz oldu. Arada gelen ince belli bardaktaki çaylar da cabası. Ama bu kadar şey yapıyoruz, bir bakıyoruz saat daha 19:30. Şaka gibi İstanbul’da olsak istediğimiz yere bile varamamış oluruz, Gaziantep’te zaman duruyor dedik, mutlu olduk 🙂

Nam-ı bayağı duyulmuş olan Kahve, bir çok turisti ağırlıyor. Gezilecek yerler genelde ortak olduğundan olsa gerek yemek yediğiniz yerde ya da Bakırcılar Çarşısı’nda gördüğünüz insanlarla burada da karşılaşma ihtimaliniz yüksek.


Pazar sabahı, otelde kahvaltının ardından, önce baklava daha doğrusu tatlı alışverişi için önerilen Koçak Baklava’da aldık soluğu…

Gaziantep_KocakBaklava1

Keyif çayının eşlikçisi yaptık tatlıları (belirtmeye gerek yok sanırım; gene azar azar ama hepsinden)… Bizim gibi turist olarak gelip, kutu kutu tatlılardan alanlar gene çoğunluktaydı. 

 

 

Gaziantep_KocakBaklava_YaprakSobiyet

Baklava da, ilk ısırıkta hışırt sesini duymak mümkündü. Şöbiyet, inanılmazdı. Yaprak Şöbiyet (yani fıstıktan oluşan) daha da muhteşemdi. İçindeki kaymağın, aslında süt ve irmikten oluşan bir çeşit muhallebi olduğunu öğrendik. Aksi halde şöbiyet pişerken kaymak eriyebilirmiş.


Gaziantep_HaritaOtele dönüp tatlı kutularını bıraktık, ne yapacağımıza, nereleri gezeceğimize karar verdik. 
Harita üzerinde yolumuzu bulup, bu sefer şehirde görmediğimiz yerlere doğru  yola çıktık. 

 

Kaldığımız otelden çıkıp Prof.Dr. Muammer Aksoy Bulvarı ‘ndan  (aynı zamanda tramvayın geçtiği yol) yürüyüp Alleben Deresi’nin üzerindeki köprüden geçtik. İstasyon Caddesi’ni takip edip, Atatürk Bulvarı’na döndük. Kendirli Gazi Kültür Merkezi’nin (eski kilisenin) önünden geçtik. Sonra Bey Mahallesi’nde dolaşmak için ara sokaklarından birine daldık.
Gaziantep_BeyMahallesi
Mahallede bazı evlerde restorasyon yapılmıştı, bazıları ise oldukları halde kalmış durumda. Umarım ileriki dönemde bütün evlerde doğru şekilde restorasyonları yapılmış olur. 
 
Ara sokaklarda dolaşıp güzergahımızı Şirahan’a göre ayarladık. Bu kadar dolaşırken, orayı da ziyaret etmeden dönmek istemedik. 

Şirehan, 1885 yılında Halep Valisi’nin emriyle halktan alınan vergilerle yapılmış. İpek Yolu’nun en büyük kervansarayı olarak hizmet vermiş. Bugünkü haline gelmesi için restorasyon geçirmiş ve otel olarak Mayıs 2013’te hizmete açılmış.

Çarşıdaki dükkanların çoğunluğu kapalıydı, ara sokaklardan devam ettik yürümeye. Pazar günü açık olduğunu bildiğimiz Zincirli Bedesten’e girdik. Biraz daha dolaştık.
Gaziantep_AnadoluEvleri
Gazintep’in bilinen butik otellerinden Anadolu Evleri’nde (siz onu Yabancı Damat dizisindeki ev olarak da bilirsiniz) yer olmadığı için kalamamıştık ama bir kahve içimine uğradık (kahvesiz asla olmaz ;)).

Bizim Antep’te olduğumuzu öğrenen üniversiteden sınıf arkadaşımız Ali’nin önerisiyle (ki kendisi yemek konusunda çok seçicidir). Küşlemeci Mehmet Usta’ya gitmeye karar verdik. Bu sırada hava kararmaya başlamıştı bile. Daha önce önünden geçtiğimiz Kendirli Gazi Kültür Merkezi’nin önünden Atatürk Bulvarı boyunca (Bakırcılar Çarşısına göre ters tarafa yani) yürüdük. Bayazhan’ın karşısından Gazi Muhtarpaşa Bulvarı’na  döndük. Kızılay’ın merkezinin karşında, sokak içinde bulduk dükkanı.

Gaziantep_KuslemeciMehmetUsta_dis cephe

Mersin’deki ciğercilere çok benzettim, hemen kanım ısındı 🙂 Örtüsü olmayan, kolay silinebilen masalar; dekorasyondan çok yemeğe odaklı müşteriler; arkadan gelen tahtada doğrama sesi; akustik çok da iyi olmadığından hafif bir uğultu. Bunların üzerine ortaya gelen metal tabaklar ve ortada bol baharat.

Gaziantep_KuslemeciMehmetUsta_Tabak

Ne yiyelim diye bir taraftan yan masalara bakarken, bir yandan da Foursquare’de ne yorumlar yapılmış diye baktık. Yorumlar çok olumluydu. 

Önce herkes için ayrı ayrı, bol nar ekşili- sumaklı ezme salata geldi (yalnış anlaşılmasın; gerçekten minicik doğrandığından ezme). Burada bizim için artılar başladı zaten.


Biraz kebap, biraz küşleme sipariş ettik. Mehmet Usta’nın oğlu Yunus Usta bizimle bayağı ilgilendi, bize kesinlikle Altın Vuruş yememizi tavsiye etti. Küşlemenin (hayvanın ense kısmı, sinirsiz löp eti) baharatla (klasik baharatlara ek olarak köri de kullanıyorlarmış) marine edilmiş haliydi. Foursquare’de küşlemenin dana etinden olduğunda dair notlar vardı. Bunu sorduk Yunus Usta’ya. “Küşleme dediğin koyundan olur, bizimki de koyundan. Zaten Entep’te kediler bile yemez dana etini” diye açıklama yaptı. Nasıldı diye sorarsanız bana: tek kelime ile muhteşemdi, koku yoktu, lokum gibi etti.

Gaziantep_KuslemeciMehmetUsta_altin vurus

Artık dönüş yoluna geçme vaktiydi. Otele gidilip, alınanlar çantalara yerleştirildi. Taksiyle havaalanına geçtik, rötardı, kalkıştı derken, her zaman olduğu gibi kürkçü dükkanına geri döndük.

Gezerken özellikle instagram ve facebook hesaplarımdan paylaştığım fotoğrafların altına yapılan yorumlardan şimdiden ufak bir liste oluştu bile 🙂

Bir sonraki Gaziantep gezisi için denenmesi gerekenler- yapılacaklar listesi:
– Havalar çok sıcak olmadan, mümkünse baharda,  gidilecek   (gün ışığından fazlaca yararlanmak gerek değil mi ;))

– Anadolu Evleri’nden yer ayırtılacak. 
– Kebapçı Halil Usta’da küşleme yenilecek (Karşıyaka’da Zeugma Müzesinin arka tarafında yeri. Öğlen saatlerinden sonra et bulmak zor oluyor, erken gitmek gerekiyormuş).
– Ayıntap’tan şöbiyet alınacak.
– Akşam Simit Fırını’ndaki katmerin tadına bakılacak.
– Sabahın erken saatlerinde beyran çorbası (gitmeden önce iyi yerleri öğrenmem gerek) içilecek.
– Nizip İlçesi’nde Zeugma’nın asıl mekanına gidilecek.
– Çok vakit kaybetmeden alınan malzemelerle blog için yeni yemekler denenecek.
Şimdilik benim notlarım böyle, umarım kısa zamanda siz de gidip bu tatları yerinde yeme fırsatını bulursunuz 🙂

Reklamlar

Gaziantep Günlüğü” üzerine 4 yorum

  1. zeynepcim ben de senin gibi iş için gitmiştim gaziantebe ama aklımda hep tekrar gitmek vardı. Senin bu yazınla gitme isteğim iyice arttı. Yazı harika olmuş. Ellerine sağlık ve evet her çocuğa bir koli meselesini detaylandırmalısın 😉

    Beğen

  2. teşekkür ederim Elifçim güzel yorumların için 🙂 evet en kısa zamanda yazacağım, herçocuğabirkoli'nin hikayesini ve detaylarını…

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s